20 Mayıs 1837'de İstanbul'a ulaşan genç bir mimarın görevi, Beyoğlu sırtlarında Rus Çarlığı için yeni bir elçilik sarayı inşa etmekti. Gaspare Fossati'nin İstanbul serüveni ise bu tek yapının çok ötesine geçti. Tanzimat Fermanı'nın ilanından yaklaşık bir buçuk yıl önce şehre gelen İsviçreli mimar, yirmi bir yıl boyunca Osmanlı başkentinin en görünür noktalarında çalıştı.
Sultan Abdülmecid'in görevlendirmesiyle Ayasofya'yı kapsamlı biçimde onardı. Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasında Tanzimat'ın üniversite idealini temsil eden Darülfünun binasını yükseltti. Bâbıâli'ye devletin evrakını yangına karşı koruyacak bir arşiv binası kazandırdı. Bu nedenle Gaspare Fossati'nin eserleri, ahşap evlerle kubbeli taş anıtların biçimlendirdiği İstanbul silüetine kâgir ve Batı üslubundaki yapıların nasıl girdiğini anlamak için temel bir başvuru noktasıdır.
Gaspare Fossati Kimdir? Morcote'den St. Petersburg'a Bir Mimari Formasyon
Gaspare Trajano Fossati, 7 Ekim 1809'da İsviçre'nin İtalyanca konuşulan Ticino kantonundaki Morcote'de doğdu. Kuşaklar boyunca mimar ve ressam yetiştiren bir ailenin üyesiydi. Mimarlık eğitimini Milano'daki Brera Akademisi'nde tamamladı ve 1827'de mezun oldu.Diploma projesinin konusu "bir başkent için arşiv binası"ydı ve bu çalışma ona altın madalya kazandırdı. Fossati, yaklaşık yirmi yıl sonra aynı programı İstanbul'da, Bâbıâli'nin arşiv binasında gerçek bir yapıya dönüştürecekti. Mezuniyetin ardından İtalya'yı dolaştı, Venedik ve Roma'da tarihî yapıların rölövelerini çizdi.
1830'ların başında, Rusya'da çalışan amcasının teşvikiyle St. Petersburg'a gitti. Burada saraylar, kiliseler ve konutlar tasarladı. Projelerinde neoklasik üslubun yanında eklektik, romantik ve oryantalist yorumlar da yer alıyordu. 1836'da saray mimarı unvanını aldı ve aynı yıl İstanbul'daki Rus elçilik binasının yapımıyla görevlendirildi.
Tanzimat Dönemi İstanbul Mimarisi: Ahşap Kentten Kâgir Yapıya
Fossati geldiğinde İstanbul hâlâ geleneksel Osmanlı başkenti görünümünü koruyordu. İki ve üç katlı ahşap evlerin arasından yükselen kubbeli taş anıtlar, şehrin silüetini belirleyen başlıca kontrastı oluşturuyordu. 1839'da ilan edilen Tanzimat ile birlikte devletin yeni kurumları kendilerini mimari üzerinden de ifade etmeye yöneldi.
Mustafa Reşid Paşa'nın Londra elçiliği döneminde gönderdiği raporlarda ahşaptan kâgir yapıya geçiş ve yabancı mimar çalıştırma fikri öne çıkıyordu. Osmanlı Devleti'nde inşaat işleri için yabancı mimar görevlendirilmesi Abdülmecid döneminde (1839-1861) resmî bir uygulamaya dönüştü. Önemli yapıların programı Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye'de görüşülüyordu.
1846'da Darülfünun ve Hazine-i Evrak binaları için alınan kararlarda yapıların Avrupa'daki örneklere uygun olması istendi. Kararlarda yer ve program belirlendi, inşaatın Fossati'ye verilmesi uygun görüldü. Avrupa'da eğitim almış, şehirde hazır bulunan ve büyük bir şantiyeyi yönetmiş olan Fossati, Tanzimat yönetiminin bu arayışında doğal bir muhatap hâline gelmişti.Kardeşi Giuseppe Fossati de 1839'da Brera'daki eğitimini tamamlayıp ağabeyinin yanına geldi. İki kardeş, Ayasofya restorasyonu da dâhil olmak üzere birçok projede birlikte çalıştı. Giuseppe ayrıca 1845-1846'da Dolapdere yamacındaki Saint Esprit Kilisesi'ni inşa etti.
Gaspare Fossati'nin Mimari Yaklaşımı: Batı Üslubu ile İstanbul Silüeti Arasında
Fossati'nin İstanbul'daki yapıları Neo-Rönesans ve neoklasik çizgide tanımlanır. Brera Akademisi'nin öğrencilerine kazandırdığı bu dil, Tanzimat yönetiminin talep ettiği Avrupai görünümle örtüşüyordu. Tuğla beden duvarlarıyla yükselen kâgir yapım, bu binaların ortak özelliğidir.Ancak İsviçre'deki Bellinzona arşivinde korunan Fossati çizimleri, mimarın yerel mimariyle de yakından ilgilendiğini gösterir. Sultanahmet Camii, Eminönü'ndeki Valide Camii, Ortaköy Camii, Aynalıkavak Kasrı ve Kapalıçarşı'ya ait eskizler bu ilginin belgeleridir. Arşivde hamamlar üzerine etütler ve oryantalizan bir hamam tasarımı da yer alır.Bu ilginin en somut izi, Bekir Ağa Bölüğü olarak tanınacak askerî hastane için hazırladığı uygulanmamış bir öneridir. Üzerinde "stile orientale" notu bulunan cephe tasarımı, taç kapıdan esinlenen yükseltilmiş bir giriş, basık bir kubbe ve Lale Devri çeşmelerini hatırlatan bir cephe düzeni öneriyordu. Uygulanan proje ise Batı üslubundaydı.Yine de Fossati'nin bu yapı için çizdiği eskizlerde arka plandaki Süleymaniye kubbeleri belirgin biçimde yer alır. Gerçekleşmeyen kubbe fikri, birkaç yıl sonra Hazine-i Evrak binasında hayata geçti. Fossati'nin yapıları bu yüzden yalnızca dışarıdan getirilmiş bir üslubun tekrarı olarak değil, yeni bir mimari dilin tarihî şehir dokusuyla kurduğu ilişkinin belgesi olarak da okunur.
Gaspare Fossati'nin İstanbul'daki Öne Çıkan Yapıları
Rus Elçiliği Sarayı: Beyoğlu Sırtında Yeni Bir Ölçek
Rus elçiliğinin Beyoğlu'ndaki büyük ahşap konağı 1831'deki yangında tamamen yanmıştı. 1828-1829 savaşından güçlenerek çıkan Rus Çarlığı, yerine daha gösterişli bir elçilik sarayı istiyordu. Ön hazırlıkları 1838'de başlayan yapının projesi 1839 Şubatında çar tarafından onaylandı.Neo-Rönesans ve neoklasik çizgideki saray, 1845'te açılış yapılabilecek düzeye ulaştı ve tüm ayrıntılarıyla 1849'da tamamlandı. Yaklaşık yüz metreye varan cephesi ve prizmatik kâgir kütlesiyle ahşap ağırlıklı çevresinden belirgin biçimde ayrılıyordu. Şantiyede İtalyan ustalar ve İtalyan malzemesi yoğun olarak kullanıldı, şantiye düzeni de İstanbul için yeniydi.Yapı bugün İstiklal Caddesi'nin Marmara'ya bakan tarafında, bahçe içinde Rusya'nın konsolosluk binası olarak kullanılmaktadır.
Bekir Ağa Bölüğü: Tarihî Yarımada'da Bir Tanzimat Yapısı
Osmanlı yönetiminin Fossati'ye yaptırdığı ilk yapılardan biri, Bâb-ı Seraskerî alanında inşa edilen iki yüz elli kişilik askerî hastanedir. Tarihî Yarımada'nın sırtında yükselen bu yapının cephesi de yüz metreye yaklaşıyordu. Bina sonraki yıllarda kışla ve tutukevi olarak kullanıldı, Bekir Ağa Bölüğü adıyla tanındı.Yapı bugün İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi olarak kullanılmaktadır. Zaman içindeki değişiklikler ve ekler nedeniyle özgün plan özelliklerinin ve bezemesinin büyük kısmını yitirmiştir.
Bâbıâli'de Hazine-i Evrak Binası
Fossati'ye Bâbıâli avlusunda devlet arşivini koruyacak bir bina yapma görevi verildiğinde, diploma projesinin konusu gerçek bir yapıya dönüşmüş oldu. Alay Köşkü karşısındaki geniş saçaklı kapının iç tarafında yer alan ortası kubbeli bina bu siparişin ürünüdür.
Belgeleri yangından korumak için binanın merdiveni, kat döşemeleri ve kapı kanatları İstanbul Tersanesi'nde demirden üretildi. Fossati'nin tasarım çizimlerinde Aya İrini, Ayasofya ve Alay Köşkü'nün kubbeleri arka planda yer alır. Yeni binanın kubbesi, bu tarihî çevreyle kurulan ilişkinin bir parçası olarak tasarlanmıştı.
Darülfünun Binası: Ayasofya ile Sultanahmet Arasında Bir Tanzimat Anıtı
Kasım 1846'da Fossati ile Ayasofya yakınında bir darülfünun binası inşası için sözleşme imzalandı. Avrupa üniversitelerini örnek alan, üç katlı ve 125 odalı büyük bir yapı tasarlanmıştı. İnşaat uzun yıllar sürdü.Bina tasarlandığı amaçla kalıcı bir kullanım bulamadı. İlk Osmanlı Meclis-i Mebusanı 1877'de burada toplandı. Yapı daha sonra Evkaf ve Adliye nezaretlerine, Cumhuriyet döneminde de İstanbul Adliye Sarayı'na ev sahipliği yaptı.3 Aralık 1933 gecesi çıkan yangında harap oldu. Bir süre ayakta kalan beden duvarları da sonradan söküldü ve tuğlaları satıldı. Dönemin kartpostallarında Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasında görülen bu yapı, 1883 tarihli bir İtalyan gazetesinde modern İstanbul'un en büyük anıtı olarak anılmıştı.
Baltalimanı'nda Reşid Paşa Sahil Sarayı
1847 tarihli projeyle Sadrazam Mustafa Reşid Paşa için inşa edilen sahil sarayı, paşanın ahşap yalısının yanında kâgir olarak yükseldi. 1850'de şantiyeyi gören Lamartine, burada üç yüz ile dört yüz kişilik bir ekibin çalıştığını aktarır. Malzemenin ve ustaların büyük bölümü İtalya'dan gelmişti.Sedat Hakkı Eldem, yapının planını zamanına göre çok modern ve alışılmışın dışında bulmuş, Avrupa tarzındaki parkına dikkat çekmiştir. Yapı uzun süre 1860'lı yıllarda Balyanlar tarafından inşa edilmiş gibi tanıtıldı. Oysa Reşid Paşa 1858'de vefat etmişti. Fossati'nin 1855'te yanına eklediği hünkâr dairesi bugün İstanbul Üniversitesi'nin sosyal tesisi olarak kullanılmaktadır.
Galata'dan Cağaloğlu'na: Kilise, Tiyatro ve Elçilikler
Fossati, 1841-1843 yılları arasında Galata'da Voyvoda Caddesi yakınındaki San Pietro e Paolo Kilisesi'ni yeniden inşa etti. 1846'da Galatasaray'ın karşısında Naum için ahşap iç mekânlı, zengin bezemeli bir tiyatro yaptı. Bu tiyatro 1870'teki büyük Beyoğlu yangınında yok oldu.Mimar, 1850'de Hollanda Elçiliği için yeni bir bina, 1856'da Cağaloğlu'nda İran için bir elçilik sarayı inşa etti. Beyazıt Camii hazîresindeki Reşid Paşa Türbesi de onun hazırladığı projelerden biridir. Kırım Savaşı yıllarında yaptığı askerî binalar, Eminönü'ndeki karakol ve Alay Köşkü bitişiğindeki ilk Telgrafhane binası ise günümüze ulaşmamıştır.
Ayasofya Restorasyonu (1847-1849): Gaspare Fossati'nin En Kapsamlı Çalışması
Fossati'nin İstanbul'da üstlendiği en önemli iş, Ayasofya'nın büyük ölçekli onarımıdır. Sultan Abdülmecid bu görevi, dönemin büyük devlet inşaatlarını yürüten Balyan ailesi yerine Fossati'ye verdi. Başlangıçta basit bir tamir öngörülmüştü, ancak 1847'de çıkan bir iradeyle çalışmaların kapsamı genişletildi.Onarımın giderleri, çocuksuz vefat eden Şeyhülislam Mekkîzâde Mustafa Âsım Efendi'nin beytülmâle kalan mirasından karşılandı. Yaklaşık 800 işçinin çalıştığı restorasyon, Gaspare ve Giuseppe Fossati'nin birlikte yürüttüğü bir şantiyeydi.
Yapıyı Ayakta Tutmak: Sütunlar, Kubbe ve Mermerler
Fossati, galerilerde şakulünden kaymış on iki sütunu düzeltti. Kubbedeki büyük çatlakları doldurdu ve bu bölümü destekleyici önlemler aldı. Duvarlardaki mermer kaplamaları temizletip cilalattı, eksik kısımları alçıyla tamamladı.Tonoz ve kemerlerdeki badana tabakaları temizlenirken altından Bizans mozaikleri çıktı. Fossati ilk mozaiğe rastladığında Sultan Abdülmecid'i davet etti. Sultanın isteğiyle mozaikler temizlendi, bezeme mozaikleri açık bırakılırken Hristiyan sembolleri boyayla örtüldü.
Yeni Hünkâr Mahfili, Kasr-ı Hümâyun ve Muvakkithane
Fossati, mihrabın solundaki eski hünkâr mahfilinin yerine sütunlara oturan, köşk biçiminde öne çıkan yeni bir mahfil tasarladı. Bu mahfilin bezemesinde 6. yüzyıl Bizans mimarisinden alınan unsurlar kullanıldı. Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin yazdığı sekiz büyük yuvarlak levha da bu onarım sırasında ana payelere asıldı.
Bâb-ı Hümâyun yakınında, Sultan Ahmed Çeşmesi karşısında padişahın cuma namazına geldiğinde dinlenmesi için bir Kasr-ı Hümâyun inşa edildi. Fossati'nin eniştesi Antonio Fornari'nin kalem işi nakışlarını yaptığı kasrın salonuna Mekke ve Medine tasvirleri işlendi, bunlardan biri günümüze ulaşmıştır.
Fossati, Ayasofya'nın Fâtih dönemine uzanan medresesini 19. yüzyıl üslubunda yeniden inşa etti ve yan avlu kapısının yanına bir muvakkithane ekledi. Medrese 1935'te yıktırıldı. Tuğla minarenin peteği, girlantlı bir frizle yükseltilerek diğer minarelerle aynı hizaya getirildi.Çalışmalar Temmuz 1849'da tamamlandı ve cami, 1265 yılı Ramazanının ilk cuma günü büyük bir törenle yeniden ibadete açıldı.
Aya Sofia, Constantinople (1852): Restorasyonun Görsel Kaydı
Fossati, ortaya çıkan mozaikleri renkli bir albümde yayımlamayı tasarlamıştı, ancak bu proje için Rus çarından istediği destek gelmedi. Bunun üzerine Ayasofya'nın iç ve dış görünüşlerini ve çevresini gösteren bir albüm hazırladı. Albüm, Sultan Abdülmecid'in desteğiyle 1852'de Londra'da basıldı.Aya Sofia, Constantinople, as Recently Restored by Order of H.M. the Sultan Abdul Medjid başlıklı eserde, Fossati'nin çizimlerinden Louis Haghe'nin litografiye aktardığı yirmi beş renkli levha bulunur. Bu levhalar bugün, restorasyon öncesi ve sonrasındaki Ayasofya'yı ve çevresinde sonradan ortadan kalkan yapıları gösteren değerli belgeler olarak kullanılmaktadır.
İstanbul Mimarlık Tarihinde Gaspare Fossati'nin İzleri
Fossati, 1837-1858 yılları arasında İstanbul'da çalıştı ve bu süre Tanzimat'ın ilk kuşak yapılarının biçimlendiği döneme denk gelir. Mimarın işleri tek bir yapı türüyle sınırlı kalmadı. Hastane, arşiv ve üniversite gibi kamu yapıları, elçilikler, sahil sarayları, bir kilise, bir tiyatro ve Ayasofya gibi bir anıtın onarımı aynı yirmi bir yılın içine sığar.Yapılarının konumu da dikkat çekicidir. Rus Elçiliği Beyoğlu sırtında, Bekir Ağa Bölüğü ise Tarihî Yarımada'nın sırtında, Haliç'in iki yakasında birbirine bakan iki büyük kâgir kütle olarak yükseldi. Darülfünun, Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasındaki meydanda Tanzimat'ın modernleşme iddiasını en görünür biçimde temsil etti.
Fossati'nin İstanbul'daki mirası aynı zamanda kırılgandır. Darülfünun, Naum Tiyatrosu, Telgrafhane ve Kırım Savaşı yıllarının askerî binaları ortadan kalktı. Reşid Paşa Sahil Sarayı gibi bazı yapılarının ise uzun süre başka mimarlara mal edildiği görüldü. Bu durum, Fossati'nin İstanbul'daki katkısının hâlâ araştırılmaya açık bir alan olduğunu gösterir.
Bugünden Bakıldığında Gaspare Fossati'nin Mirası
Gaspare Fossati 1858'de doğduğu Morcote'ye döndü, 1862'de Milano'ya yerleşti. İstanbul'la bağı kopmadı. 1863'te Sarayburnu Sahilsarayı'nın yandığını öğrenince Sultan Abdülaziz'e mektup yazarak aynı yere yeni bir saray yapmayı önerdi. 1869'da kardeşi Giuseppe ile birlikte İtalyan uyruğuna geçti.Fossati'nin İstanbul'dan götürdüğü izler Morcote'de de görülür. Lugano Gölü kıyısında inşa ettiği evin cephesinde Osmanlı kemerleri bugün de korunmaktadır. Evdeki Türk salonu sonradan sökülmüş ve Bellinzona'daki arşive taşınmıştır. Giuseppe'nin tasarladığı aile mezarında Osmanlı sütun başlığı ve bir Ayasofya kabartması yer alır. Gaspare Fossati 5 Eylül 1883'te Morcote'de öldü ve burada toprağa verildi.
Bugün İstanbul'da Fossati'yi okumanın en doğrudan yolu, ayakta kalan yapılarıdır. İstiklal Caddesi'ndeki Rus Elçiliği, Galata'daki San Pietro e Paolo Kilisesi, Bâbıâli'deki Hazine-i Evrak, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne dönüşen Bekir Ağa Bölüğü ve Baltalimanı'ndaki sahil sarayı bu mirasın taşıyıcılarıdır. Ayasofya'da ise hünkâr mahfili, Kasr-ı Hümâyun, muvakkithane ve 1852 albümünün levhaları, 19. yüzyıl onarımının izlerini görünür kılar.Kardeşlerin arşiv malzemesi bugün İsviçre'de Bellinzona'daki arşivde korunmaktadır. Morcote'de 2022'de düzenlenen "Da Morcote a Costantinopoli" sergisi, Ayasofya albümünden litografilerle Fossati kardeşlerin İstanbul serüvenini yeniden gündeme taşıdı.
Sıkça Sorulan Sorular
Gaspare Fossati kimdir?
Gaspare Fossati (1809-1883), İsviçre'nin Ticino kantonundaki Morcote'de doğan bir mimardır. Milano'daki Brera Akademisi'nde eğitim aldı, Rusya'da saray mimarı olarak çalıştı ve 1837'den 1858'e kadar İstanbul'da birçok yapı inşa etti. En çok 1847-1849 yıllarındaki Ayasofya restorasyonuyla tanınır.
Gaspare Fossati hangi dönemde İstanbul'da çalıştı?
Fossati, 1837-1858 yılları arasında, Sultan Abdülmecid'in hükümdarlığı ve Tanzimat döneminde İstanbul'da çalıştı. Bu yıllar, Osmanlı başkentinde kâgir ve Batı üslubundaki kamu yapılarının yaygınlaşmaya başladığı dönemdir.
Gaspare Fossati Ayasofya'da neler yaptı?
Galerilerde eğilmiş on iki sütunu düzeltti, kubbedeki çatlakları onardı ve mermer kaplamaları temizletti. Ortaya çıkan Bizans mozaiklerini temizletip belgeledi. Yeni bir hünkâr mahfili, bir Kasr-ı Hümâyun ve bir muvakkithane inşa etti, medreseyi yeniden yaptı.
Gaspare Fossati'nin İstanbul'daki eserleri nelerdir?
Başlıca eserleri arasında Beyoğlu'ndaki Rus Elçiliği, Galata'daki San Pietro e Paolo Kilisesi, Bekir Ağa Bölüğü olarak bilinen askerî hastane, Bâbıâli'deki Hazine-i Evrak binası, Darülfünun binası ve Baltalimanı'ndaki Reşid Paşa Sahil Sarayı yer alır. Cağaloğlu'ndaki İran elçilik sarayı da onun eseridir.
Gaspare Fossati hangi mimari üslupla ilişkilendirilir?
Fossati'nin İstanbul'daki yapıları Neo-Rönesans ve neoklasik üslupla tanımlanır. Bununla birlikte arşivindeki çizimler, Osmanlı mimarisine ve İstanbul'un tarihî dokusuna yakın bir ilgi duyduğunu gösterir.
Fossati kardeşler kimdir?
Fossati kardeşler, Gaspare Fossati ile kendisinden on üç yaş küçük kardeşi Giuseppe Fossati'dir. Giuseppe 1839'da İstanbul'a gelerek ağabeyiyle birlikte çalıştı ve Ayasofya restorasyonunda onun yanında yer aldı.
Darülfünun binasının mimarı kimdir?
Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasında yükselen Darülfünun binasının mimarı Gaspare Fossati'dir. Bina, 3 Aralık 1933'te çıkan yangında harap olmuş ve günümüze ulaşmamıştır.
#GaspareFossati #GaspareFossatiKimdir #GaspareFossatiEserleri #FossatiKardeşler #AyasofyaRestorasyonu #DarülfünunBinası #TanzimatMimarisi #OsmanlıMimarisi #İstanbulMimarisi #İstanbulMimarlıkTarihi