Raimondo D’Aronco, II. Abdülhamid döneminde İstanbul’da çalışan İtalyan saray mimarıdır. Art Nouveau üslubundaki tasarımlarıyla tanınan D’Aronco, İstanbul’da 16 yıl boyunca Sultan II. Abdülhamid’in saray mimarlığını üstlendi. Bir sergi projesi için geldiği şehirde kısa sürede depremle sarsılmış anıtları onaran, saray için yapılar tasarlayan ve Beyoğlu’ndan Boğaz kıyısına uzanan bir hat boyunca iz bırakan bir mimara dönüştü. D’Aronco’yu okumak, yüzyıl dönümünde Osmanlı başkentinin Avrupa’nın yeni mimari arayışlarıyla nasıl temas kurduğunu anlamanın en somut yollarından biridir.
Raimondo D’Aronco Kimdir? Gemona’dan İstanbul’a Uzanan Bir Mimarlık Yolu
D’Aronco, 31 Ağustos 1857'de Gemona’da doğdu ve 3 Mayıs 1932'de Sanremo’da öldü. İnşaat müteahhidi bir babanın oğluydu. On dört yaşında bir usta yapıcının yanında çıraklık için Graz’a gönderildi. Askerliğini Torino’da istihkâm sınıfında yaptıktan sonra 1877-78'de Venedik Güzel Sanatlar Akademisi’nde süsleme tasarımı ve mimarlık derslerine kaydoldu.Meslekteki ilk görünürlüğünü yarışmalar ve sergiler üzerinden kazandı. 1890'da Torino’daki Birinci İtalyan Mimarlık Sergisi’nin cephesini tasarlama işini aldı. O dönemki çalışmaları ortaçağ mimarisinden güçlü biçimde etkileniyor, demir ve cam gibi yeni malzemelerin kullanımını savunuyordu. İstanbul’a geldiğinde artık İtalya’da adı duyulmuş genç bir mimardı.
II. Abdülhamid Döneminde İstanbul: Bir Sergi Projesinden Saray Mimarlığına
D’Aronco’nun İstanbul serüveni, gerçekleşmeyen bir projeyle başladı. 1896'da düzenlenmesi planlanan Ziraat ve Sanayi Sergisi’nin tasarımları için davet edildi ve Ağustos 1893'te şehre ulaştı. Projeyi birkaç ay içinde tamamladı, II. Abdülhamid tasarımları onayladı ve temeller atılırken 10 Temmuz 1894 depremi şehri harap etti. Sergi de bu depremin kayıpları arasında yer aldı. Deprem, D’Aronco’nun şehirdeki rolünü daralttığı kadar genişletti de. Hasarlı yapıların yerinde incelenmesi ve onarımıyla görevli çeşitli hükümet komisyonlarına atandı. Aynı dönemde sultanın özel ikametgâhı olan Yıldız Sarayı’nın bir bölümünün yeniden düzenlenmesi üzerinde çalıştı. Kapalıçarşı ve Ayasofya’nın restorasyonuna da katkıda bulundu. Bu onarım deneyimi, mimarın Osmanlı yapı geleneğini içeriden tanımasını sağladı. Afife Batur’a göre D’Aronco, 1894 depremi sonrasındaki restorasyon çalışmalarında Osmanlı mimarisi hakkında bilgi edinmişti ve aynı zamanda Art Nouveau üslubunda yetkin bir mimardı.
Depremden etkilenen yapılar yalnızca anıtlarla sınırlı değildi. Yıldız Sarayı bahçesinde kurulan çini ve porselen fabrikasının ilk binası 1894 depreminde hasar gördü ve D’Aronco tarafından yeniden inşa edildi. Büyükada’daki Mizzi Köşkü de depremde ciddi hasar gören yapılar arasındaydı ve onarımı ile rekonstrüksiyonu D’Aronco tarafından gerçekleştirildi. Bu tablo, II. Abdülhamid döneminin mimarlık ortamını da özetler. Sarayın yönlendirdiği yapı programı, deprem sonrası onarım ihtiyacı, Pera’nın kozmopolit sermaye çevresi ve Avrupa’dan gelen yeni üslup tartışmaları aynı yıllarda iç içe geçiyordu. D’Aronco bu kesişimin tam ortasında çalıştı. İstanbul dönemi, II. Abdülhamid’in 1909'da tahttan indirilmesiyle sona erdi.
Art Nouveau, Viyana ve Osmanlı Formları: Raimondo D’Aronco’nun Mimari Dili
Mimarlık tarihçileri D’Aronco’nun İstanbul yapılarını tek bir üslup başlığı altında toplamaz. Eserlerindeki üslup özellikleri üç grupta sınıflandırılır: canlandırmacılık ve Osmanlı formlarının yeniden yorumlanması, Art Nouveau ve Viyana Secession’ı. İstanbul’a Art Nouveau’yu ilk getiren isim D’Aronco’dur ve tasarımları Bizans ile Osmanlı süslemesinden serbestçe beslendiğini gösterir. Wikipedia
Bu dilin kaynakları açısından İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün değerlendirmesi yol göstericidir. Yüzyıl dönümünde gerçekleştirdiği projeler Fransız ve Belçika Art Nouveau’suna çok şey borçluydu. Ancak asıl ilham kaynağı Viyana ve özellikle Wagnerschule’nin uyarıcı deneyimiydi. Fransız-Belçika etkisi bu evrede belirgin olsa da D’Aronco’nun sürekli başvurduğu model olan Viyanalı Joseph Maria Olbrich’in çalışmalarıyla dengelenir. Uluslararası Art Nouveau’ya katılımı zamanla İslam ve Osmanlı sanatının yeniden değerlendirilmesine doğru evrildi.
D’Aronco’yu Viyanalı çağdaşlarından ayıran önemli bir nokta, duvara bakışıdır. Viyanalılar cepheyi seramik ya da mermerle ifade edilen iki boyutlu bir kaplama olarak ele alırken D’Aronco duvarı, süslemenin mekân ve hacimle bağlantılı olduğu plastik ve biçimlendirilebilir bir öğe olarak görmekte ısrar etti. Bu yaklaşım her yorumcu tarafından aynı biçimde değerlendirilmez. Encyclopaedia Universalis, D’Aronco’nun 1896-1908 arasında İstanbul’da inşa ettiği yapıları daha çok “eklektik Art Nouveau” akımına yerleştirir ve bu eserlerde Doğu ile Uzakdoğu referanslarının Antikçağ esinli öğelerle bir arada kullanıldığını vurgular. Bu farklı okumalar, D’Aronco’nun tek bir akımın temsilcisi olmaktan çok, farklı kaynakları birleştiren bir mimar olarak görülmesini destekler.
D’Aronco’nun uluslararası ününü pekiştiren iş de İstanbul yıllarına denk gelir. 1902'de Torino’da düzenlenen Birinci Uluslararası Modern Dekoratif Sanatlar Sergisi’nin baş mimarı D’Aronco’ydu ve pavyonlarını Olbrich’in Darmstadt’taki yapılarından esinlenerek tasarladı. Yeni sergi binaları için açılan mimari yarışmayı 1901'de kazanmıştı. Ana binanın ön projesi, 48 metre çapında büyük bir giriş rotondasıyla öne çıkıyordu. Dönemin Torino’daki teknik yayınları, mimarın bazı tasarımlarını Konstantinopolis’ten gönderdiğini kaydeder.
Raimondo D’Aronco’nun İstanbul’daki Öne Çıkan Yapıları
Botter Apartmanı: İstiklal Caddesi’nde Art Nouveau’nun Erken Örneği
Yapı, sultanın Hollandalı terzisi Jean Botter için Rue de Pera’da, bugünkü İstiklal Caddesi üzerinde inşa edildi. Atölye ve mağaza zemin katta, konutlar üst katlarda yer alıyordu. 1900-1901 tarihli bu yedi katlı atölye ve konut binası, D’Aronco’nun mimarlığında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu karma kullanım şeması Viyana’yla doğrudan ilişkilidir. Plan, Otto Wagner’in Ankerhaus’u ile başlayan ve Viyana’da gelişen ticari ve konut kullanımlı “Miethaus” tipini hatırlatır. Cephede ise Art Nouveau repertuvarı yoğun biçimde kendini gösterir. Balkon ve kapılardaki dövme demirde baskın olan kırbaç motifi, şeritler, kadın başları, ara katları çerçeveleyen bitkisel bantlar ve gül temalı işlemeler, D’Aronco’nun uluslararası Art Nouveau repertuvarı üzerindeki araştırmasının doruk noktası sayılır. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, bu süsleme düzeni nedeniyle yapıyı söz konusu üslubun İstanbul’daki en erken önemli örneği olarak tanımlar.
Şeyh Zâfir Külliyesi: Osmanlı Türbe Geleneğinin Secession Yorumu
Beşiktaş’taki Şeyh Zâfir Külliyesi, D’Aronco’nun Osmanlı formlarıyla kurduğu ilişkinin en incelikli örneklerinden biri olarak değerlendirilir. Şâzelî şeyhi Muhammed Zâfir Efendi 2 Ekim 1903'te vefat edince II. Abdülhamid’in yaptırdığı Ertuğrul Tekkesi’nin hazîresine defnedildi ve aynı yıl saray mimarı D’Aronco’ya bir türbe projesi sipariş edildi. Külliye türbe, kütüphane ve çeşmeden oluşur. Mimarlık tarihi literatüründe, tarihî çevrenin değerlerini de barındıran Art Nouveau ve Secession mimarlığının yetkin bir örneği olarak tanınır.
Türbe, geleneksel şemayı korurken onu yeniden yorumlar. Yapı 8,50 x 8,50 metrelik kare plana sahiptir ve Osmanlı tasarımının belirleyici öğesi olan kubbe konumunu korur. Kubbenin ahşap kaburgalı bir strüktürü olmasına karşın D’Aronco, iç mekânda kâgir örtülere özgü geleneksel tromp öğesine başvurmuştur. Köşelerdeki kule öğeleri ise taşıyıcı işlevlerinden sıyrılarak yalnızca bir gönderme hâline gelir.
Cephelerde Viyana ile Osmanlı süsleme dili yan yana okunur. Cephe eksenine yerleştirilmiş dar ve yüksek pencereler Viyana örneklerini hatırlatırken yanlardaki üçgen alanlarda mukarnasın stilize bir yorumu görülür. Afife Batur, alttaki kare pencere bandının ve köşe panolarının Frank Lloyd Wright tasarımlarıyla şaşırtıcı bir anlatım yakınlığı taşıdığını belirtir. Kütüphaneye ayrı bir girişten değil türbenin içinden geçilerek ulaşılır. Külliyeyi tamamlayan iki yüzlü küçük çeşme, sokakla bahçe arasındaki kot farkı sayesinde bir meydan çeşmesi gibi plastik bir öğeye dönüşür.
Karaköy Camii: Meydana Bakan Kayıp Bir Art Nouveau Cami
D’Aronco’nun İstanbul’daki en dikkat çekici dinî yapılarından biri bugün yerinde değildir. Karaköy Meydanı’nda, sokak kotundaki iki katlı dükkânların üzerinde yükselen merkezi mekânlı, küçük ölçekli bir semt camisiydi. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı’na bağlı olarak ilk kez 17. yüzyılda inşa edilen yapı, 19. yüzyıl sonunda harap olunca II. Abdülhamid tarafından yeniden yaptırılmasına karar verildi ve iş D’Aronco’ya verildi. Udine arşivinde bu cami için hazırlanmış üç farklı proje önerisi daha bulunur. Art Nouveau üslubunda inşa edilen yapı güçlü bir plastik etkiye sahipti ve meydana bakan konumu nedeniyle dönemin pek çok Karaköy fotoğrafında görülür.
1958'de Karaköy Meydanı’nı genişletme gerekçesiyle caminin sökülüp Kınalıada’da yeniden inşa edilmesine karar verildi. Cami bu tarihten sonra Karaköy’ün siluetinden çekildi. 2026 itibarıyla yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün başlattığı çalışmalarla özgün mimarisine sadık kalınarak yeniden inşa edilmektedir.
Tophane’den Maçka’ya Taşınan II. Abdülhamid Çeşmesi
Çeşme, 1901'de II. Abdülhamid tarafından D’Aronco’ya yaptırıldı. 1957'deki yol genişletme çalışmaları sırasında özgün yeri olan Tophane’deki Nusretiye Camii önünden sökülerek Maçka Demokrasi Parkı’nın girişine taşındı. Bugün kentin farklı bir noktasında duran bu küçük yapı, D’Aronco’nun kentsel donanım ölçeğindeki işlerine bakmak için hâlâ erişilebilir bir örnektir.
Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne: Vallaury ile Ortak Bir Program
D’Aronco’nun İstanbul’daki en büyük ölçekli işlerinden biri, Alexandre Vallaury ile birlikte tasarladığı tıp okuludur. II. Abdülhamid’in Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne olarak kullanılmak üzere yaptırdığı bina, Vallaury ve D’Aronco tarafından tasarlandı. Yapı, Selimiye Kışlası ile Haydarpaşa Askerî Hastanesi arasındaki alanda konumlanır. 1934-1984 arasında yarım asır boyunca Haydarpaşa Lisesi olarak kullanıldı, ardından Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Haydarpaşa Yerleşkesi oldu. 2015'te yerleşke Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne tahsis edildi.
Boğaz’da İki Yapı: İtalyan Elçiliği Yazlığı ve Huber Köşkü
Tarabya’daki İtalyan Elçiliği yazlık konutu (1905), D’Aronco’nun İstanbul’un mimari mirasına yaptığı en çarpıcı katkılardan biri olarak anılır. Klasik bir İtalyan sarayı olarak planlanan yapı bir Boğaz evi gibi doğrudan denize açılır. İstanbul’un yerel mimarisine özgü geniş saçaklar terasa derin bir gölge düşürür. Paolo Girardelli’nin aktarımına göre bu düşük bütçeli bir projeydi. Yapıyı inşa eden İtalyan Seminati firması, ücretini önceki elçilik binasından çıkan malzemelerin satışından almayı kabul etmişti. “Villa Tarabya” adıyla anılan yapı, 1960'lara kadar İtalyan diplomatlarına hizmet verdi. Yakınındaki Huber Köşkü ise D’Aronco’nun var olan bir yapıyı genişlettiği bir örnektir. Köşk 1890'da Auguste Huber tarafından satın alındı ve 1906'da D’Aronco tarafından genişletildi. D’Aronco’nun tasarladığı üç katlı üç blok, eski yapıya bir köprüyle bağlandı. Yapı bugün Cumhurbaşkanlığı’na aittir.
İstanbul Mimarlığında Raimondo D’Aronco’nun İzleri
D’Aronco’nun İstanbul’daki katkısını belirgin kılan, çalıştığı yapı türlerinin çeşitliliğidir. Saray yapıları ve saray bünyesindeki bir fabrika, bir cami, bir türbe ve kütüphane, bir meydan çeşmesi, anıtsal bir eğitim yapısı, Pera’da bir ticari apartman ve Boğaz kıyısında yazlık konutlar aynı mimarın imzasını taşır. Bu yapılar Yıldız ve Beşiktaş’tan Karaköy, Tophane ve Beyoğlu’na, oradan Haydarpaşa, Tarabya ve Büyükada’ya uzanan geniş bir coğrafyaya yayılır.D’Aronco’nun İstanbul’daki izi yalnızca inşa edilen yapılarla sınırlı değildir. Udine’deki arşivlerde korunan taslak ve çizimler, mimarın Şeyh Zâfir Türbesi gibi işler üzerinde ne kadar çok deneme yaptığını belgeler. 1995'te Yıldız Sarayı Silahhane binasında açılan “Raimondo D’Aronco in Turkey (1893-1909)” sergisi, bu çizimlerin İstanbul’da görünür olmasını sağlayan önemli adımlardan biriydi.
Bugünden Bakıldığında Raimondo D’Aronco’nun Mirası
D’Aronco’nun İstanbul’daki eserlerinin bugünkü durumu, şehrin miras anlayışının farklı yüzlerini gösterir. Bir kısmı yıkıldı ya da yerinden söküldü, bir kısmı ise yeni işlevlerle yeniden kente açıldı.Botter Apartmanı bu dönüşümün en görünür örneğidir. Uzun süre İstiklal Caddesi’nde kaderine terk edilen yapı, 2021'deki cephe konservasyonunun ardından İBB Miras tarafından restore edildi ve Casa Botter Sanat ve Tasarım Merkezi adıyla açıldı. Yapı, 14 Nisan 2023'te bir sergiyle ziyaretçilere kapılarını açtı. Karaköy Camii’nin yeniden inşası, Maçka’daki çeşme ve hâlâ eğitim işlevini sürdüren Haydarpaşa’daki tıp okulu binası da aynı mirasın farklı katmanlarını oluşturur.
İstanbul’dan ayrıldıktan sonra memleketi Friuli bölgesinde çalışmayı sürdürdü ve Udine Belediye Sarayı onun bu dönemdeki işleri arasında yer aldı. D’Aronco’nun yeniden keşfedilmesinde, 1955'te ilk biyografisini yazan İtalyan mimar Manfredi Nicoletti’nin payı büyüktür. Bugün İstanbul’da D’Aronco’nun izini sürmek, Yıldız’daki bir türbeden İstiklal’deki bir apartmana uzanan rotada, Osmanlı başkentinin modernleşme yıllarını yapılar üzerinden okumak anlamına geliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Raimondo D’Aronco kimdir?
1857'de Gemona’da doğan, 1932'de Sanremo’da ölen İtalyan mimardır. II. Abdülhamid döneminde İstanbul’da saray mimarı olarak çalıştı ve kente Art Nouveau’yu getiren isim olarak bilinir.
Raimondo D’Aronco hangi dönemde İstanbul’da çalıştı?
1893'te İstanbul’a geldi ve II. Abdülhamid’in 1909'da tahttan indirilmesine kadar şehirde çalıştı.
Raimondo D’Aronco hangi mimari akımla ilişkilidir?
Art Nouveau ve Viyana Secession’ı ile ilişkilendirilir. Bunun yanında Osmanlı formlarını yeniden yorumlayan bir canlandırmacı yaklaşım da eserlerinde belirgindir.
Raimondo D’Aronco’nun İstanbul’daki eserleri nelerdir?
Öne çıkan eserleri arasında Botter Apartmanı, Şeyh Zâfir Külliyesi, Karaköy Camii, Maçka’daki II. Abdülhamid Çeşmesi, Vallaury ile birlikte tasarladığı Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne, Tarabya’daki İtalyan Elçiliği yazlığı ve Huber Köşkü’ne yaptığı ekler yer alır.
Botter Apartmanı’nı kim tasarladı?
Botter Apartmanı, sultanın terzisi Jean Botter için Raimondo D’Aronco tarafından tasarlandı. Bugün Casa Botter Sanat ve Tasarım Merkezi olarak kullanılıyor.
Raimondo D’Aronco’nun en bilinen eserleri hangileridir?
İstanbul’da Botter Apartmanı ve Şeyh Zâfir Külliyesi, İtalya’da ise 1902 Torino Uluslararası Modern Dekoratif Sanatlar Sergisi için tasarladığı yapılar en çok anılan işleri arasındadır.
#RaimondoDAronco #RaimondoDAroncoEserleri #RaimondoDAroncoKimdir #DAroncoİstanbul #ArtNouveauİstanbul #BotterApartmanı #ŞeyhZafirTürbesi #İkinciAbdülhamidDönemi #OsmanlıMimarisi #İstanbulMimarlıkTarihi