Emin Onat ve Cumhuriyet Mimarlığı: Anıtkabir'den Moda'ya Bir Mimari Dil
Emin Onat ve Cumhuriyet Mimarlığı: Anıtkabir'den Moda'ya Bir Mimari Dil

Emin Onat, Türkiye'nin en tanınmış yapılarından Anıtkabir'in iki proje müellifinden biridir. Ancak onu yalnızca bu anıtla tanımlamak, 1930'lardan 1960'lara uzanan bir mimarlık serüveninin büyük bölümünü görünmez kılar. Zürih'te modern mimarlığın içinde yetişen, 1940'larda İkinci Ulusal Mimarlık akımının öncü isimleri arasında anılan ve son yıllarında yalın bir modernizme yönelen Onat'ın izleri, İstanbul'da Beyazıt'tan Sultanahmet'e, Taşkışla'dan Moda'ya kadar takip edilebilir.Onat aynı zamanda bir eğitimciydi. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nin ilk dekanı, ardından üniversitenin rektörü oldu. Bu yüzden mimarlığı, hem tasarladığı yapılar hem de yetiştirdiği kuşaklar üzerinden Cumhuriyet döneminin mimari kimliğine eklenir.

 

Emin Onat Kimdir? Zürih'ten İstanbul'a Bir Mimarın Yetişmesi

Emin Onat 1908'de İstanbul'da doğdu. Soyadı Kanunu'ndan önce adı uzun yıllar "Halid Emin" olarak geçtiği için kaynaklarda Emin Halid Onat biçimiyle de anılır. Beyazıt'taki Zükûr Numune Mektebi ve Vefa Sultanisi'nin ardından 1926'da Mühendis Mektebi'ne girdi.

Eğitimini tamamlamak üzere İsviçre'ye gönderilen Onat, 1930'da kaydolduğu Zürih Federal Teknik Üniversitesi'nde (ETH) modern mimarlığın önemli temsilcilerinden Otto Rudolf Salvisberg'in öğrencisi oldu ve okulu birincilikle bitirdi. 1934'te Türkiye'ye döndü ve aynı yıl Yüksek Mühendis Mektebi'nde öğretim kadrosuna katıldı.

 

Okulun İstanbul Teknik Üniversitesi'ne dönüşmesiyle 1944'te kurulan Mimarlık Fakültesi'nin ilk dekanı oldu. 1950'lerin başında İTÜ rektörlüğünü üstlendi, aynı on yılın ortasında bir dönem İstanbul milletvekili olarak görev yaptı. 1946'da Britanya Kraliyet Mimarlar Enstitüsü (RIBA) fahri muhabir üyeliğine seçildi, 1956'da Hannover Teknik Üniversitesi'nden fahri doktora aldı.1960'ta "147'ler" olarak anılan öğretim üyeleriyle birlikte üniversitedeki görevinden uzaklaştırıldı. Misafir profesör olarak davet edildiği Hannover'deki görevine başlayamadan, 17 Temmuz 1961'de İstanbul'da hayatını kaybetti.

 

İkinci Ulusal Mimarlık Akımı: Emin Onat'ı Kendi Döneminde Okumak

Emin Onat'ın mimarlığını anlamak, Cumhuriyet'in ilk çeyrek yüzyılında mimarlığın geçirdiği yön değişimlerini izlemeyi gerektirir. 1920'lerin devlet yapılarına Mimar Kemaleddin ve Vedat Tek'in öncülük ettiği Birinci Ulusal Mimarlık Akımı damgasını vurdu. 1930'larda ise yabancı mimarların da etkisiyle işlevselci, modern bir mimarlık öne çıktı.

 

1930'ların sonundan itibaren bu çizginin karşısında yeni bir arayış belirdi. Önce "Millî Mimari", sonra İkinci Ulusal Mimarlık adıyla anılan akım, yaklaşık 1939-1950 arasında Türk mimarlığına yön verdi. Akım, yerel ve ulusal mimarlık öğelerini bulup yeniden kullanmaya dayanan bir üslup araştırmasıydı. Sedad Hakkı Eldem'in Güzel Sanatlar Akademisi'nde yürüttüğü ve geleneksel Türk sivil mimarlığına odaklanan Millî Mimari Semineri, bu düşüncenin zeminini hazırlayan çalışmalar arasında sayılır.

 

Akımın Türkiye'deki öncüleri arasında Sedad Hakkı Eldem ile birlikte Emin Onat da anılır. 1940'larda Türkiye'de bulunan Alman mimar Paul Bonatz da bu yönelimin destekleyicileri arasındaydı. Akımın çözülüşü ise yine Onat'ın imzasını taşıyan bir projeyle ilişkilendirilir: 1948'de İstanbul Adalet Sarayı için açılan yarışmada Eldem ve Onat'ın rasyonel çözümü, ulusal üsluptan uzaklaşan yeni bir dönemin ilk işaretlerinden biri olarak değerlendirilir.

 

Emin Onat'ın Mimari Anlayışı: Üç Evrede Biçimlenen Rasyonel Bir Çizgi

Onat'ın 1934'ten ölümüne dek ürettiği yapıların çoğu konuttur. Araştırmalar, bu yapıların meslek hayatının her evresinde makul ve rasyonel bir güzelliği öncelediğini gösterir. Yapıyı işlevlerinden yola çıkarak biçimlendirme ilkesini İsviçre'deki öğrenciliği sırasında tanımış, sonraki tasarımlarında da bu ilkeye bağlı kalmıştır. Yine de üretiminde üç belirgin kırılma noktası okunabilir.

 

1939'a Kadar: Salvisberg'in İzinde İşlevselcilik

İlk evrede, hocası Salvisberg'in de etkisiyle Bauhaus ekolünün işlevsel duyarlılıkları öne çıkar. Bu yıllardaki çalışmaların neredeyse tamamı yarışma projeleridir ve akılcı, işlevsel bir kurguya sadık kalır. Göztepe'de 1939'da inşa ettiği ve bugün ayakta olmayan bir villa, bu erken modernist çizginin son yapısı olarak kabul edilir.

 

1940-1953: Rasyonel İlkelerle Yerel Olanı Birleştirme Arayışı

1940'ta başlayan Köy Enstitüsü proje yarışmaları, ikinci evrenin yönünü belirler. Leman Tomsu ile birlikte kazandıkları Kepirtepe ile Çifteler Hamidiye ve Mahmudiye enstitüleri, rasyonalist ilkelerle yerel yapı geleneğini bir araya getirme çabasını yansıtır. Bu dönemde Sedad Hakkı Eldem ile ortak ürettiği yapılar ise anıtsal ve akademik bir çizgide durur.

 

1953-1961: Modernizme Dönüş

Son evre, Onat için bir tür özüne dönüş olarak değerlendirilir. Ankara'daki Emniyet Sarayı ve Hayat Yapı Kooperatifi evleri ile İstanbul'daki Marmara ve Yüksel apartmanları, Moda Deniz Kulübü tesisleri ve Gümüşsuyu'ndaki Devres İşhanı, dönemin uluslararası eğilimiyle modernizme yönelen yapıları arasında öne çıkar.

 

Anıtkabir: Emin Onat'ın Kariyerini Belirleyen Proje

 

 

 

Onat'ın mesleki hayatında Anıtkabir'in ayrı bir yeri vardır. 1942'de açılan uluslararası proje yarışmasına gönderilen 49 proje arasından önce sıralama yapılmadan üç eser seçildi, Emin Onat ve Orhan Arda'nın önerisi de bunlar arasındaydı. Dönemin hükümeti uygulanacak proje olarak onların önerisini seçti, proje jüri ve komisyonun tavsiyeleri doğrultusunda yeniden ele alındı.

Uygulama projeleri ve inşaat 1944-1953 yılları arasında iki mimarın ortak denetiminde yürüdü. Dönemin basınında yapı zaman zaman yalnızca Onat'ın adıyla anılsa da Anıtkabir iki müellifin ortak eseridir.

 

Onat, 5 Kasım 1953 tarihli bir gazete ekinde tasarımdaki amaçlarını açıklarken bir sultan ya da veli türbesinin ruhunu değil, "yedi bin senelik bir medeniyetin rasyonel çizgileri" üzerine kurulu klasik bir ruhu hedeflediklerini belirtir. Bu ifade, anıtsal ölçekte bile rasyonel düzeni öncelediği bir mimarlık anlayışını özetler.

 

Emin Onat'ın İstanbul'daki Yapıları: Tarihi Yarımada'dan Moda'ya

Onat'ın İstanbul'daki yapıları, mimarın üç evresini kent ölçeğinde izlemeyi mümkün kılar. Tarihi Yarımada'daki kamu yapıları ulusal arayışın ve onun çözülüşünün, Moda ve Gümüşsuyu'ndaki yapılar ise son dönemindeki modernizmin örnekleridir.

 

İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakülteleri: Beyazıt'ta Bir Dönemin Ölçeği

İstanbul Üniversitesi'nin Fen ve Edebiyat fakülteleri için bina tasarımı 1942'de Sedad Hakkı Eldem ve Emin Onat'a verildi. Beyazıt'ta yükselen yapı, o yıllarda Orta Avrupa'da yaygın olan tarihselci yaklaşımı ve dönemin ulusal mimarlık anlayışını yansıtır. Büyük ölçekli programda işlev, malzeme ve taşıyıcı sistem öne çıkarken geleneksel öğeler ayrıntılarda yer bulur.

Bu yapının inşası sürerken iki mimara Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nin tasarımı da verildi. Paul Bonatz'ın danışman olarak onayladığı bu proje, ikilinin İkinci Ulusal Mimarlık dönemindeki büyük ölçekli ortak üretiminin Ankara'daki karşılığıdır.

 

Sultanahmet'teki Adalet Sarayı: Bir Akımın Kapanışını Haber Veren Yarışma

 

 

İstanbul Adalet Sarayı, Sultanahmet'te, İbrahim Paşa Sarayı'nın 1939'da adliye binası için yıktırılan bölümünün bulunduğu alanda inşa edildi. 1948'de açılan yarışmanın sonunda, 24 Ağustos 1949 tarihli jüri raporuyla Eldem ve Onat'ın projesi birinci seçildi.

İki mimar, İkinci Ulusal Mimarlık döneminin büyük yapılarını üretmiş olmalarına karşın bu yarışmada geçmişten uzaklaşan ve uluslararası mimarlık ortamına yaklaşan bir tutum benimsedi. Bina 1955'ten itibaren yaklaşık altmış yıl boyunca İstanbul'un adliye binası olarak kullanıldı, ardından adliye Çağlayan'daki yeni binasına taşındı.

 

Taşkışla: Bir Tıp Okulundan Mimarlık Fakültesine

 

William James Smith tarafından tıp okulu olarak tasarlanan ve 1847'de inşa edilen Taşkışla, 1944'te İTÜ Mimarlık Fakültesi'ne tahsis edildi. Paul Bonatz ve Emin Onat'ın hazırladığı onarım projesiyle binanın hastane olarak kullanıldığı yıllarda gördüğü hasarlar giderildi. Restorasyonun 1950'de tamamlanmasıyla mimarlık eğitimi Taşkışla'ya taşındı.

Onat ile Bonatz, onarımın ardından da uzun yıllar bu binada öğretim üyesi olarak ders verdi.

 

Moda, Nişantaşı ve Gümüşsuyu: Son Dönemin Modernist Yapıları

Onat'ın İstanbul'daki konut yapılarından bir bölümü Kadıköy Moda'dadır. Kaynaklar, mimarın 1944 tarihli kendi evini burada tasarladığını aktarır. 1950'lerin ikinci yarısına ait Marmara Apartmanı ve Moda Deniz Kulübü tesisleri ise son dönemindeki modernist yönelimin Moda'daki karşılıklarıdır. Marmara Apartmanı'nın giriş holü, Ercüment Kalmık'ın duvar mozaiğiyle de anılır.

Nişantaşı'ndaki Yüksel Apartmanı, aynı dönemin konut yapıları arasındadır. Onat'ın son yapısı olan Gümüşsuyu'ndaki Devres İşhanı ise İnönü Caddesi üzerinde, bölgenin eğimli topoğrafyasına uyum sağlayan kurgusuyla dikkat çeker. Yapı, 2026'da Open House İstanbul programında modern mimarlık bağlamında ziyaretçilere açılan yapılar arasında yer aldı.

 

Anıtkabir'in Gölgesinden Çıkan Bir Mimar: Bugünden Bakıldığında Emin Onat'ın Mirası

Mimarlık tarihi literatüründe Onat'ın kariyerinin büyük ölçüde Anıtkabir'in ağırlığı altında kaldığı sıkça vurgulanır. 2000'lerin sonunda yapılan çalışmalar bu tabloyu genişletti. Mimarlar Odası yayınları arasında çıkan "Emin Onat: Kurucu ve Mimar", "M. Emin Onat Yapıları Rehberi" ve aynı yıl doğan iki mimarı birlikte ele alan "100 Yılda İki Mimar: Sedad Hakkı Eldem - M. Emin Onat", mimarın Anıtkabir dışındaki üretimini görünür kıldı.

 

Onat'ın mirası yalnızca yapılarla sınırlı değildir. İTÜ Mimarlık Fakültesi'nin kuruluş yıllarındaki yöneticiliği, 1948'de Lozan'da toplanan uluslararası mimarlar kongresine Türkiye'den katılan isimler arasında yer alması ve ölümünden sonra layık görüldüğü TÜBİTAK Özel Hizmet Ödülü, mesleki ve kurumsal katkısının çerçevesini çizer.

 

Bugün İstanbul'da Onat'ın yapılarını izlemek, Cumhuriyet mimarlığının değişen dilini tek bir mimarın üretiminde okumak anlamına gelir. Beyazıt'taki fakülte binaları ulusal arayışı, Sultanahmet'teki Adalet Sarayı bu arayışın çözülüşünü, Moda ve Gümüşsuyu'ndaki yapılar ise yeniden yalınlaşan bir modernizmi temsil eder. Bu süreklilik, Onat'ı bir anıtın mimarı olmanın ötesinde, kentin yirminci yüzyıl katmanını anlamak için başvurulacak isimlerden biri yapar.

 

Sıkça Sorulan Sorular

 

Emin Onat kimdir?

Emin Onat (1908-1961), Orhan Arda ile birlikte Anıtkabir'in proje müelliflerinden biri olan Türk mimar ve akademisyendir. Zürih Federal Teknik Üniversitesi'nde eğitim almış, İTÜ Mimarlık Fakültesi'nin ilk dekanı ve İTÜ rektörü olmuştur.

 

Emin Onat hangi dönemde yaşamıştır?

1908'de İstanbul'da doğmuş, 17 Temmuz 1961'de İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Meslek hayatı, 1934'te Türkiye'ye dönüşünden ölümüne kadar Cumhuriyet'in ilk on yıllarına yayılır.

 

Emin Onat hangi mimari akımla ilişkilidir?

En çok 1940'larda etkili olan İkinci Ulusal Mimarlık akımıyla anılır ve Sedad Hakkı Eldem ile birlikte akımın öncüleri arasında sayılır. Kariyerinin başında ve son yıllarında ise işlevselci ve modernist bir çizgide üretmiştir.

 

Emin Onat'ın en bilinen eseri hangisidir?

En bilinen eseri, Orhan Arda ile birlikte tasarladığı Anıtkabir'dir. Proje 1942'de açılan uluslararası yarışmayla seçilmiş, uygulama 1944-1953 arasında gerçekleşmiştir.

 

Emin Onat'ın İstanbul'daki eserleri nelerdir?

Başlıcaları Sedad Hakkı Eldem ile birlikte tasarladığı Beyazıt'taki İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakülteleri ile Sultanahmet'teki İstanbul Adalet Sarayı, Paul Bonatz ile onarımını üstlendiği Taşkışla, Moda'daki Marmara Apartmanı ve Moda Deniz Kulübü tesisleri, Nişantaşı'ndaki Yüksel Apartmanı ve Gümüşsuyu'ndaki Devres İşhanı'dır.

 

Emin Onat ve Sedad Hakkı Eldem hangi yapıları birlikte tasarladı?

İkili, İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakülteleri, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi ve İstanbul Adalet Sarayı projelerinde birlikte çalıştı.

 

#EminOnat #EminOnatKimdir #EminOnatEserleri #EminHalidOnat #Anıtkabir #İkinciUlusalMimarlık #CumhuriyetDönemiMimarlığı #SedadHakkıEldem #İstanbulMimarisi #İstanbulMimarlıkTarihi #TürkMimarisi